Toplum

Dijitalleşen Dünyada Kişisel Alan

Dijital dönüşümün insanlarda oluşturduğu en önemli iki olumsuz algısı yapay zekayla beraber insanların işlerinden olacağı korkusu ve dijitalleşen dünyanın asosyal bireylere sahip bir gezegen olmasıdır. Daha önce gerek kendi yazılarımda gerek sitedeki diğer yazarlarımızın yazılarında bu iki endişeye panik olarak reaksiyon göstermektense değişimi kabullenip nasıl evrimleşmemiz gerektiği ile ilgili konulardan bahsedilmişti. Yeniden hatırlamak isteyenler özellikle İşten Kurtulan İnsan Ne Yapacak? ve Sosyal Medyanın Faydaları yazılarına yeniden göz atabilirler.

Dijital dönüşümün kesinlikle faydalarının zararlarına daha fazla olduğuna inananlardanım. Robotlar akıllanınca insanların sonunu getirecek gibi bilim-kurgu düzeyinde korkularım yok açıkçası. Robotlar akıllanınca insanların onlara yaptırdıkları işleri onlar da başka robotlara yaptıracak sadece. Keza sosyal medya, internet insanları yalnızlaştırıyor, asosyalleştiriyor gibi temelde sağlam argümanları olmadan sadece popülist bir yaklaşımla toplum saptamaları yapmak da açıkçası benim için etkisiz kalıyor. Aksine bu yazıda dijitalleşen dünyanın insanı kendine çok bırakmaması hakkında birkaç kelime etmek istiyorum.

İnsanoğlu tarihin hiçbir döneminde bu kadar ulaşılabilir olmamıştı. Telefon devrimiyle başlayan bu eksponansiyel artış, süreç günümüzde öyle bir hale geldi ki LinkedIn, Kanada başbakanını tanıyor olabileceğim kişi olarak bana önerebiliyor. Herhangi iki insanın en fazla 6 kişi aracılığıyla birbirine ulaşabileceği ile şeklinde bir teori vardır. Bence bu 2019 dünyasında 4’e inmiş olabilir. Hal böyle olunca gitgide küçülen dünyada bazen soluklanacak alan bulabilmek zorlaşabiliyor.

Dijital dönüşümün en önemli katkılarından birisi olan mekan-zaman bağımlılığını ortadan kaldırmasıdır. Siz de çok yerde bununla ilgili öyküler okuyor, konuşmalar dinliyor hatta kendini tam anlamıyla dijital dönüştüren insanlara/kurumlara hayranlıkla imreniyorsunuz. Yalan yok, gerçekten benim de oldukça ilgimi çeken bir şey. Ancak bu, freelance bir çalışma tarzınız varsa daha kolay yönetilebilecek bir fenomen. Çünkü her ne kadar mekan-zaman bağımlılığı ortadan kalksa da üçüncü ve bence en önemli bir faktör insan bağımlılığı devam ettiği sürece dijital dönüşüm fiziken olmasa da mental olarak insanın yorulmasına derman olamayabiliyor, aksine yeni problemler oluşturabiliyor.

Sosyal medya hesaplarımız, gerekli gereksiz dahil olduğumuz iletişim gruplarımız ve onların alt grupları derken telefonumuzu bizi eski bir Facebook tabiriyle dürtmediği an sayısı ölçülebilir oldu neredeyse. Gecenin bir yarısında grup mesajı atmak veya sosyal medyadan mesaj atmak çok normalleşti maalesef. Bundandır ki telefon üreticileri insanın göstermediği nezaketten dolayı rahatsız etme tarzında yeni fonksiyonlar geliştirir oldu.

Benim gibi bu durumdan rahatsız olanlara burada şunu yapın böyle davranın diye öğütler verecek haddim olmadığını biliyorum. Sadece kendi hayatımda yaptığım birkaç şeyi öneri olarak sunabilirim. Her ne kadar gerekçelerim farklı olsa da sosyal medyadan uzaklaşmak, dijital dünyada kişisel alan oluşturabilmekte atılabilmek en kolay ve ilk adım olabilir. Başkalarının neler yaptığını ne kadar az önemserseniz kendinize o kadar fazla vakit ayırabilirsiniz. Bir başka önerim ise zaman zaman gerçek anlamda offline olmanız. Ayda veya 2 ayda bir hafta sonu iletişim kurulabilecek tüm aygıtlarımın internet bağlantısını kapatıyorum. Böylece acil diye lanse edilen birçok şeyin bekleyebildiğini görebiliyorsunuz. Son olarak bunları yaparken kendinize bir zorluk çıkarmadığınıza ikna olmalısınız. Aklınız telefonda olduktan sonra bağlantınız olsa nolur olmasa nolur sonuçta. Buraya kadar edilgen tarafta yapabileceğiniz önerilerden bahsettim. Bir de bu işin etken tarafı var tabi. Burada verebileceğim tek bir öneri var. Herhangi birisine/birilerine mesaj göndermeden önce ufak bir an bunu şimdi mi göndermeliyim diye düşünmeniz yeterli. Hayatın en basit kurallarından birisi aslında bu konu için de geçerli. Size yapılmasından rahatsız olduğunuz şeyleri siz de başkalarına yapmayın 🙂

Dünya en azından bizim neslimiz boyunca hızlandıkça hızlanarak dönmeye devam edecek. Bu baş döndürücü hıza ayak uydurmak için insanlığımızdan ödün vermemek kendi elimizde. Büyük veya küçük yaptığımız ve yapmadığımız şeyler bizi biz yapmaya devam edecek. Akıllıca seç ki insanca yaşayabil.

%d blogcu bunu beğendi: