Toplum

? ÜNİVERSİTESİ

Özet

            Günümüzde bilim ile teknik iç içe geçmiş durumdadır ve artık ürün üretmek için sadece devletin talimatlarına, şirketlerin faydasına ve sivillerin çıkarına değil; üniversitenin bilgi üretimine ve evrensel değerlerine de ihtiyaç duyulmaktadır. Fakat günümüz üniversiteleri güç ve kâr baskısıyla bilginin daha faydalı hale gelmesini kısıtlamaktadır. Bu sebeple yeni bir üniversite modeli sunulmuştur. Bu modelde üniversite ihtiyacı bilgiye dönüştüren, bilgiyi ürüne dönüştüren, ürünü bir kurumsal statü vasıtasıyla hizmete dönüştüren bir kurumun merkezi şeklinde örgütlenmiştir. Burada devlet, şirketler ve siviller paydaş olarak hisse ve görev sahibi olmaktadır. Teknolojinin bütün siyasi, ekonomik, toplumsal ve ekolojik alanlara etkisi kaçınılmaz olduğundan ve bir meta-dönüşüme sebep olabilecek şekilde arttığından dolayı bu model yarının üniversitesi olmak üzere tasarlanmıştır.

            Anahtar Sözcükler: Bilim, teknik, devlet, ekonomi, şirket, üniversite, yöntem

1-PROBLEMİN TARİHİ

Şaşırmak bilimin, kuşku felsefenin başlangıcı olmuştur. Merak, şaşırma ve kuşkuyu bir ürün haline getirmiştir. Peki, bilim ve teknoloji nedir? Bilim olanı bilmek ve açıklamaktır. Teknik ise olması gerekeni bir ürüne dönüştürmektir. Üniversite bilginin ve aklın kurumsallaşmasıdır[1].    Bilim felsefeden ortaya çıkmıştır. Teknik, hayati ihtiyaçlardan doğmuştur. 17. yy’a kadar üniversite dini ve siyasi otoriteye eleman yetiştirmiş, bu zamana kadar üniversite pratik bir amaç gütmemiştir.

17. yy’da Francis Bacon bilim adamlarının üretim süreçlerine katkıda bulunmasını sağlamayı amaçlayan ‘History of Trades’ programını oluşturmuştur. Programı, ‘Royal Society of London devam ettirmiştir. Bu program, sanayi devrimini hazırlayan etmenlerden olmuştur[2]. Teknik, böylece teknolojiye dönüşmüştür. Zanaatkârlar ve bilim adamları birleşerek bilim ve teknoloji birlikteliğinin temelini atmışlardır. Endüstri devriminin ortaya çıkışı böyle gerçekleşmiştir. Bu evlilik, sanayici ve bilim adamı birlikteliğini sağlamış, yeni bir sınıfın ortaya çıkmasına yol açmıştır. Böylece üniversite ile üretim ayrılamaz bir bütünün parçaları haline gelmiştir[3].

Wilhelm Von Humboldt modern üniversitenin temellerini meydana getirmiş ve bu sistem tüm dünyaya egemen olmuştur. Günümüzde üniversiteye eğitimin dışında meslek ve araştırma misyonu da eklenmiştir. Bu üniversitelerin yaşadığı ilk devrimdir. 1980’den sonra ekonomik ve sosyal kalkınmaya katkı sağlama amacı da eklenmiştir.

Böylece 19. yy’dan itibaren bilim ve teknoloji arasındaki ilişki derinleşmiştir. Paul Kennedy’nin devlet için kullandığı ifadeyi genişletecek olursak; ekonomik ve teknolojik gelişmeler devletlerin, şirketlerin ve sivillerin yükseliş ve çöküşlerinde en temel faktörlerdendir.  Dolayısıyla sektörler, şirketler ve üniversiteler arasındaki ilişki de derinleşmiştir. Bu kaçınılmazdır çünkü ekonomi ve teknoloji bir yaşam mücadelesine, varoluşu anlamlandırma yükünü sırtlanma vazifesine dönüşmüştür.

2-PROBLEM

Günümüzde bilgi toplumu ve inovasyon kavramı üniversite için temeldir. Üniversiteler bilgiyi yaratır, muhafaza eder, paylaşır ve toplum faydası için kullanır[4]. Üniversitenin işlevi ve devlet, sektörler ve sivillerle ilişkisi günümüzde şöyledir:            

Şekil 1: Üniversitelerin Öz Görevleri[5]

Şekil 2: Üniversite-Sanayi-Devlet arasındaki klasik ilişki[6]

Bu bağlamda  üniversiteyi şekillendiren dört ana etmenden söz edebiliriz:

  • Teknolojik gelişme,
  • Disiplinler arası işbirliği,
  • Artan eğitim ve araştırma maliyetleri,
  • Küresel rekabet[7].

Bu karmaşık yapıda sanayi yapısında belirleyici olan üç unsurdan söz edilebilir:

  • Üretimin mekân bağından kopması,
  • Artan ürün çeşitliliği ve gelişmişliği,
  • Bilgi toplumunun talep ettiği uzmanlaşmış bilgiye yakınlık[8].

Üniversite-Sanayi ilişkileri günümüzde gözlemlenen dört ana olgu çerçevesinde şekillenmektedir: (i) üniversitelerde disiplinler arası araştırmalar; sanayide ise yeni ürün ve süreç üretmek için farklı iş kolları arasındaki işbirliği (Bercovitz ve Feldmann, 2006), (ii) işletmelerin üniversitelerden bilgi talebi ürün sofistikasyonuyla doğru orantılı olarak artmaktadır, (iii) kamu desteğinin azalması ve diğer mali sorunlar nedeniyle üniversiteler kaynak çeşitlendirmesine gitmek durumunda kalmakta (Clark, 1998; Bok, 2003; Kirp, 2003; Bercovitz ve Feldmann, 2006), ve (iv) bilgi üretim ve aktarım merkezi olma işlevlerinin dışına çıkıp ulusal inovasyon sisteminin önemli bir aktörü olarak bölgesel ve ulusal kalkınma hedeflerinin gerçekleşmesinde rol üstlenir hale gelmektedir (Lundvall, 1992; Geuna, 1999; Etzkowitz vd., 2000; Brint, 2005)[9].

Şekil 1’deki üçlü yapı beklentileri karşılayamamaktadır. Üniversitelerin dinamizmi pazar, siyaset ve toplum tarafından belirlenmekte, ayrıca sınırlanmaktadır. Doğa, toplum, yönetim ve piyasanın ihtiyaçlarının göz önünde bulundurulacağı yeni bir yapıya ihtiyaç vardır. Silikon Vadisi de aynı sebeplerle dinamizmini sürdürmekte zorlanmaktadır. Bu şekilde neyi ıskaladığımızı size söyleyeyim; geleceğimizi. Teknoparklar gerekli ivmeyi üniversitelere kazandıramamaktadır. Gelecekte ihtiyaçların karşılanması için daha güçlü, bilgi merkezli ve inovatif bir yapı oluşturulmalıdır ve bu yapı için üniversitenin merkez haline gelmesi gereklidir.

3- ÇÖZÜM ÖNERİSİ:

Bu üniversite tamamen proje tabanlı olacaktır. Akademisyen, öğrenci, şirket ve kurumlar bu prensibe göre tercih edileceklerdir. Üniversiteler bölgesel organizasyonlar olacaklardır. Araştırmalar problem temelli olacaktır. Üniversite problem çözmenin merkezi olarak görülecektir. İdari yapı seçilen problemlere göre düzenlenecektir. Üniversitede her şey bir proje olacak; insanlar, süreçler, işbirlikleri, sözleşmeler ve buluşlar proje olarak ele alınacaktır… Buna ek olarak, tüm cevaplar pratik olarak çözümlenecektir. Projeler bir ürün vermek, ürünü kurumsallaştırmak ve kurumsal olarak ürünün hizmetini insanlara, diğer kurumlara ve doğaya ulaştırma amacı güdecektir. Problem, üç farklı şekilde çözüme kavuşturulacaktır:

*Yaratıcı yöntem

*Anlayıcı yöntem

*Önleyici yöntem

Bu üç kısmı bir örnek üzerinden açıklayabiliriz:

 Bir sorunumuz var. Diyelim ki aşırı yeme alışkanlığından dolayı bir bölgede diyabet oranı çok yüksek veya aşırı yeme alışkanlığının bölgede diyabete sebep olabileceği öngörülüyor. Bunun için bir ilaç üretilmesi düşünülüyor. Anlayıcı yöntem bu ihtiyacın teorik çerçevesini çizmektedir. Gereken terminolojik, epistemolojik, metodolojik, ontolojik ve pedagojik çerçeve anlayıcı yöntem çerçevesinde çizilir ve bu konu hakkında oluşturulan birikim ihtiyaca yönelik olarak anlamlı bir bilgi haline getirilir. Yaratıcı yöntem bu bilgiye nasıl daha faydalı ve verimli katkı sağlanabileceğine dair ürünün üretilmesi için gereken teknik bilgiyi sağlar ve bu bilginin hangi kurumsal statüde (şirket, dernek vs.) daha hızlı ve verimli fayda kazandıracağına dair bulguları  üniversite merkezleri ve paydaşlarıyla beraber oluşturur. Önleyici yöntem ise bu bilginin bir ürün haline getirilmesi noktasında eleştirel bir yaklaşım benimser. Örneğin bilgi birikimiyle bir diyabet ilacı üretilmiş olması durumunda bu ürünün bünyedeki şeker oranını ihtiyacın altına indirme gibi bir probleme sebep olabileceği veya gelecekte bu ilacın varlığından duyulan rahatlığın gıda tüketimini artırma gibi dezavantajlara yol açabileceği öngörülüyorsa bunu önleyici yöntem ortaya çıkarır. Ardından yaratıcı yöntem tekrar uygulanarak ürün anlayıcı yöntemin teorisi, önleyici yöntemin öngörüsüyle birlikte faydaları maksimize edilmiş bir ürün haline getirilir ve bu şekilde kurum vasıtasıyla hizmete sunulur. Şekil 4 bu ilişkiyi açıklar.

Şekil 4: Yaratıcı, Anlayıcı ve Önleyici Yöntemin İlişkisi

Yaratılacak sistem için oyuncuların görevlerini ortaya koyan sözleşmeler:


1) Devletler:

Bürokrasi, idari yapıda yer almaz. Yetkisi sınırlıdır: % 49. Devlet karar verici değildir. Devlet etkileme ve denetim yetkisine sahiptir. Devletin yetkisi sadece ilgili projede ve daha sonra ilgili sözleşmelerdedir. Devlet ihtiyaçların, bölgelerin, sorunların bilgisini ve bütçeyi girdi olarak verir. Projeye göre bakanlıklarla işbirliği yapılabilir. Gerekli anlaşmalar yapıldığında üniversite bir kurum kurabilir. Bu proje kurumunda devletler % 49’dan daha fazla pay alabilir. Proje büyüdüğünde ve maddi kazanç oluşturduğunda devletler kendi hisselerinin bedelini alırlar.

2) Sektörler ve Şirketler:

Devletlerle aynı konumdadırlar ancak işbirliğinin düzenlenmesi farklıdır. Ortak projedeki fiziki ve bilişsel sermayeyi ihtiyaç koşullarında sağlamalılardır. Proje büyüdüğünde ve maddi kazanç oluşturduğunda şirketler kendi hisselerinin bedelini alırlar. Elbette ki yetkileri sınırlıdır. Sorunların çözümü için üniversite içerisinde kurulacak şirketlerde çoğunluk hisseleri ve idari yapı üniversiteye aittir.

3) Akademi:

i) Sorucu: Akademisyenler proje içindir. Sorucu, yanıtlayıcıları tercih eder; payları belirler; şirketlerle ve devletlerle projeye dayalı olarak anlaşır; yetkili olduğu projedeki süreci yönetir; devletler, şirketler ve yanıtlayıcılar tarafından denetlenir. Projenin tamamlanmasıyla görevi sona erer. Sorucular yanıtlayıcılara (öğrencilere) sorunun nasıl çözüleceğini öğretir. Sorunun çözümü için müfredat düzenlenir. Soru öğrenciler tarafından seçilir, sorucu ve yanıtlayıcı işbirliğiyle aydınlatılır.

ii) Yanıtlayıcı: Öğrenciler aynı zamanda araştırmacı, girişimci ve kazı yapıcıdır. Öğrenciler sınavla üniversiteye genel bir sınav yoluyla başvurmazlar. Sorucu öğrenciye sorar: Ne yapmak istiyorsun? Projen ne? Neyi hayal ediyor ve gerçekleştireceğini düşünüyorsun? Yanıtlayıcı, anlamlı bir cevap vermekle sorumludur. Öğrencilerin özelliği meraklı ve arzulu olmalarıdır (fiziksel olarak: istikrar, zihni olarak: irade gücü). Öğrenciler bir problemi çözmek için üniversiteye gelirler. Öğrenciler problemi çözerlerse mezun olurlar. Yanıtlayıcının yaşı (3’den sonsuza kadar), eğitim durumu önemli değildir. Önemli olan tek şey kendi sorusunu cevaplayabilmesi ve bunu bir ürüne dönüştürebilmesidir.


4-SONUÇ

            Günümüz dünyasında sorunların çözümünde devletler, şirketler ve siviller kar, güç ve insan yararına fazla ağırlık verdiklerinden dolayı bu üç faktörü etkilemeyen, artırmayan, büyütmeyen fakat ihtiyaç duyulan çözümler geliştirmemektedirler. Örneğin devletler güvenlik tehlikesinden dolayı silahlanmaya büyük harcamalar yaparken çevresel felaketlerin önlenmesine fazla yatırım yapmamaktadırlar çünkü bu konu güçle ilgili değildir. Şirketler karlı olmayan yolları tercih etmemektedirler. Bu da onları yakın zamanda elde edecekleri kara yönlendirmektedir. Siviller, insan niceliğini niteliklendirmede yetersiz kalmakta ve hantallaşmaktadırlar. Böylece üç birim de yakın vadeli çözümler bulmakta ve sorunları geçiştirebilmektedir. Bu dışsallığın önüne geçmek adına hiçbir bilim dalının bu birimlerden etkilenme boyutu göz ardı edilmeksizin ve bu etkinin verimli kılınması adına yukarıdaki modelde belirtilen üniversite sistemi önerilmiştir. Bu sistem kısa vadede edinilecek kar ve güçle; uzun vadede edinilecek bilgelik ve verimliliğin uzlaştırılması için hazırlanmıştır. Olan ile olması gereken arasında bir dengenin kurulması doğa, toplum, piyasa ve devletler için son derece önem arz etmektedir. Kısa vadeli çözümler, yangını kıvılcımlarıyla söndürmeye benzemektedir. Uzun vadeli çözümler ise pratik etkileri olmaksızın ütopya dünyasında buharlaşmaktadır. Bu sebeple iki kısmın uzlaştırılacağı ve arasında köprüler kurulacağı bir sistem gerekmektedir. Bu iki noktayı birleştiren, bilgi merkezli kurgulanan siyasi, ekonomik, sosyal hayat için anlatılan üniversite sistemi önerilmektedir.


[1] Günay, Durmuş., ‘Üniversitenin Neliği, Akademik Özgürlük ve Üniversite Özerkliği’, International Congress on Higher Education, EDU 2004-İstanbul, May 27-29, Sayfa 3. https://www.academia.edu/411214/%C3%9Cniversitenin_Neli%C4%9Fi_Akademik_%C3%96zg%C3%BCrl%C3%BCk_Ve_%C3%9Cniversite_%C3%96zerkli%C4%9Fi

[2] Erdil, Erkan; Pamukçu, Teoman; Akçomak, Semih; Erden Yelda., ‘Değişen Üniversite-Sanayi İşbirliğinde Sanayi Örgütlenmesi’ Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, 68-2. http://www.politics.ankara.edu.tr/dergi/pdf/68/2/4.-Erkan-Erdil-.pdf

[3] Bakırlı, Barış., (Erişim Tarihi: 20.02.2018)., http://www.gencyazi.com/bilimle-aydinlanan-teknik-teknoloji-17-ve-18-yuzyillarda-bilim-teknoloji-iliskisi-uzerine/

[4] A.g.e, Sayfa: 103. 2.

[5] Kurt, Ünal; Yavuz, Metin., ‘Üniversite-Sanayi İşbirliği: Dünü, Bugünü ve Geleceği’, Süleyman Demirel Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 17(1), Özel Sayı, 50-57, 2013. http://dergipark.ulakbim.gov.tr/sdufenbed/article/view/1089004650/1089003765

[6] A.g.e, Sayfa: 52.

[7] A.g.e., Sayfa: 103., 2.

[8] A.g.e., Sayfa: 109., 2.

[9] A.g.e., Sayfa:  111., 2.

%d blogcu bunu beğendi: