Toplum

TEKNOLOJİ DEMOKRAT MIDIR?: YENİ TEKNOLOJİLERİN POLİTİK EĞİLİMLERİ

ÖZET

Çalışmada yeni teknolojilerin politik eğilimleri irdelenecek olup teamül haline gelmiş teknolojinin bireysel, demokrat, liberal, çoğulcu, pragmatist ağırlıklı yorumları yapısöküme davet edilecektir. Günümüzde özellikle Çin’in teknoloji alanındaki atılımlarının tepkisiyle Amerika’daki teknolojik determinizm ve indirgemeciliğin çehre değiştirmesi gündemdedir. Bu sebeple bu makale Amerikan hegemonyası etkisinde yeni teknolojilerin yukarıdaki kavramlara topyekün istiflenmesinin sorgusunu içermektedir. Bu alanda alışılagelmiş yargılar, tekrar edilen benzer teorik faaliyetler ve sürekli tekrarı kurumların güçleriyle orantılı olarak yenilenen varsayımlar alanda detaylı bir çalışma yapmaya engel teşkil etmektedir. Bu makalede, alanla ilgili dijital dönüşüm sürecinde yeni teknolojilerin politik eğilimleri güncel gelişmelere sadık kalarak sınıflandırılacak ve teknopolitik alanına eleştirel bir giriş yapılmaya çalışılacaktır.

1.TEKNOLOJİ VE POLİTİKA ÜZERİNE

Bu makaleyi kaleme alırken tarih 26.4.2019’du ve saat 15’i 20 geçmekteydi ve geleceğe dair birçok tehditlere rağmen iyimser bir düşüncedeydim. Yaşadığım zamanın ve düşüncelerimin özellikle gelecek söz konusu olduğunda yargılarımı şekillendireceğini düşündüğümden dolayı tarihi belirtmek istedim. Her an teknolojik bir yenilik ortaya çıkarak paradigmik değişiklikler yapma ihtimalini ardında sürükleyecek kadar iddialı olduğundan dolayı makalenin zamansız değerlendirilmemesi için makalenin yazıldığı zamanı belirleme ihtiyacı hissettim.

Teknoloji ve politika alanları Sanayi Devrimi’nden sonra çok güçlü bağlar kurmaya başladı. Sanayileşmiş dünyanın aldığı görünümü büyük oranda teknolojik uygulamalar belirledi… Böylesi teknolojik değişim bize, birkaç yüzyıl önce başlayan küresel bütünleşmenin 20. yy’da tamamlandığını hatırlatmalı. İnsanlık artık tam anlamıyla tek bir dünyada yaşıyor. Teknoloji, siyaset, ekonomi, kültür dünyayı birbirine bağladı (Roberts J. M. s. ?).

Evcilleştirmenin ve evcilleşmenin, tarım toplumuna geçişin, düşünürlerin, dinlerin, yazının ve sayıların, birçok çatışma ve karşılaşmadan gücünü toparlayan sosyal ve siyasi kurumların, keşiflerin ardından makine mühendisliği, kimya ve metalürji alanlarında eşzamanlı başlayan gelişmelerin toplamı olan Sanayi Devrimi’yle birlikte insanlığın gelişiminde ilk defa inovasyon ana itici güç olmuştu (Brynjolfsson ve Mcafee s. 14, 15). Geldiğimiz kısa süre içinde dördüncüsünü konuk ettiğimiz Sanayi Devrimi dördüncüsüne gelene kadar mekanikleşme, seri üretim ve bilgisayarlarla elektronik aletlerin çıkışını kapsadı (Greengard, Samuel s. 65).

Teknolojinin hayatımızı tümüyle etkilemesiyle birlikte kavramların aşamaları üstüne +1 koyarak süreci yorumlamak bir trend haline geldi. Brynjolfsson ve Mcafee  kas gücü ve zihin gücü temelli ayrımla dönüşümü Birinci Makine Çağı ve İkinci Makine Çağı olarak ayırdı. Toplum 5.0, Yaşam 3.0, Birey 4.0’da bunlardan birkaçı. Üstelik aldığımız kararlardan, düşüncelerimiz, eylemlerimiz, ahlaki tercihlerimizin belirlenmiş ve kesin kurallar içerisinde olduğunu öne süren belirlenimcilik alanlarına kadar her şeyi ölçmeye başladığımız zamandan bu yana mekanik, ekonomik, toplumsal, tarihsel, deneysel, coğrafi vs. determinizmin yanı sıra Marshall Mcluhan ve Harold Innis tarafından 1950’lerden itibaren iletişim kuramcılarının öncülüğünde bizi hapseden/özgürleştiren yeni bir determinizm eklendi: Teknolojik Determinizm (Erdoğan, İrfan ve Alemdar, Korkmaz s. 142). İlişkilendirilen güç birimi insan hayatını tümüyle her ne kadar etkilemekteyse o alanı belirlenimci makamda ağırlamak da bir o kadar geleneksel trendlerimiz arasındaydı.

1.1.TEKNOPOLİTİK?

Değişimin standartlaştığı ve etkilerini uzay ve zamanı aşan hızıyla(küreselleşme) birlikte dünyaya yaydığı günümüzde teknolojinin, belirleyicilerinin olmadığını düşünmek özellikle 2. Dünya Savaşı’ndan sonra birbirleriyle kurdukları zorunlu aşkın sebeplerini kavramakta aciz kalacağımız bir konu. Teknolojinin her ne kadar bir çıkar, düşünce, eylem ve anlamının bulunmadığı fakat hepsine zemin hazırlayacak kadar önem kazandığı(teknolojik determinizm ve birçok alana eklemlenen tech, techno vs. ibareleri) ifade edilen ana akım görüştür. Yine de yeni teknolojilerin tıpkı eskileri gibi bazı değerleri, anlamları, güç ve çıkar gruplarını ağırlıklı olarak olumlu etkilediğini ifade etmek için kullanılabilecek Robert Cox’un meşhur cümlesi ‘Teori daima bazıları ve bazı amaçlar içindir’i teknoloji için de kullanabileceğimizi düşünüyorum özellikle bu ilişkilerin silikleştiği, belirsizleştiği bugünlerde.

Teknolojinin politikayı hükmünü yitirmiş gösterecek gücü vardır… Bu post-ideolojik çağda, en egzotik politik görüşlerden kimileri teknoloji hakkındaki tartışmalardan doğmuştur. Siyaset bilimine kıyasla, bilgisayar bilimi alanında daha çok sayıda radikal liberal ve yekten komünist çalışır. Bilgisayar alanındaki ilerlemeler bir şeye sahip olmanın, bir şeyi paylaşmanın ve bir özel hayata sahip olmanın ne demek olduğuna ilişkin yeni düşünme yolları ortaya çıkardı. Bazen politikayı tamamen es geçmenin bir yolu olarak görülmektedir(Runciman s. 66-67).

İkinci Dünya Savaşı, Soğuk Savaş paranoyası, 73 Petrol Krizi, 2008 Ekonomik Krizi’ne giden süreçte ve sonrasında teknolojinin ve oluşturduğu sosyal sistem ve sektörlerin ne kadar önemli olduğunu görmemizin yanı sıra siyasi sistem ve kurumların da bu kriz süreçlerinde teknolojiyi ne kadar teşvik ettiğini görmüş olduk. Bu sebeple internet dâhil yeni teknolojilerin post-ideolojik çağda kim ve hangi amaç için olduklarını anlamak adına anarşiyi de içeren büyük birer deney olduklarını(Schmidt, Eric ve Cohen Jared s. 11) görmek bizi etkileyecek olanı etkileyebilmemiz, olumsuz etkilerinden kaçınmamız ve olumlu etkilerinden faydalanmamız noktasında önemlidir.

2.SOSYAL BİLİMLER DÜNYASI ve AKTÖR AĞ MODELİ

Endüstri devrimine kadar geçen insanlık tarihinde mühendislerin sosyal statüleri bir mimardan, bir kumandandan ya da benzer mesleklerin gerisinden gelirdi. Örneğin Platon’un ‘Toplu Diyalogları’nda’ yer alan ‘‘Halen hayat kurtarmada bir generalden daha az gücü var. Kendisini bir avukatla aynı sınıfa yerleştirebilirsin. Sen, kendisini ve mesleğini küçümseyerek, onu serzenişle mühendis olarak çağırırsın ve kızını oğluna vermek istemezsin.’’ ifadesi mühendislerin o zamanda toplum içerisindeki statüsünü işaret eder. Günümüzdeyse durum farklıdır. Teknoloji kültürü sürekli dönüştüren, yenileyen, değiştiren zamanın tabula rasa’sı* haline gelmiştir.

Sosyal Bilimler avazı çıktığı kadar bağırsa da ‘Biz teknoloji için değiliz, teknoloji bizim içindir (Schwab, Klaus, ?)’ dense de yaşadığımız zaman ve mekân, insanın bir mübadele aracı olarak öznel konumunun sorgulandığı ve amacın sürecin kendisi haline geldiğinden tedirginlik duyulan bir dünyaya doğru gidiyor.

2008’de Wired dergisinin baş editörü Chris Anderson ‘‘Veri akını bilimsel metodu hükümsüz hale getiriyor,’’ ifadesini kullanarak saf kolerasyonun teorinin yerini alacağını iddia etti. Sayıların konuştuğu bu evren bilim dünyasını epey zorlayacağa benziyor. Büyük veri ‘teorinin sonunu’ getirmese de dünyayı anlamlandırma biçimimizi dönüştürecek (Schönberger ve Cukier s. 77-78).

Modernizm ve pozitivizmin tartışılmaya başlanması, teknolojinin bilim dallarıyla etkileşimi, doğa bilimlerinin sosyal bilimlerle gerçekleştirdiği inter-disipliner çalışmaları doğrultusunda insan ve oluşturduğu kurumlar dışında şeyleri de aktör olarak algılayan aktör ağ teorileri gibi yeni gelişmeler ortaya çıkmaya başladı. Aktör Ağ Kuramında, insanlar nesneleri ve nesneler de insanları, devam eden bir dönüştürüm ve müzakere süresince etkiler. Kuramın genel olarak incelediği konular şunlardır: Teknolojiyi nasıl etkilersiniz, teknoloji sizi nasıl etkiler (Miles s. 31). Teknolojinin etkisi arttıkça, büyüyen veriyle beraber, anlamlandırma çabalarında teknolojinin artan etkisiyle birlikte bilimde de bu etkinin görüleceği düşünülmektedir.

Özellikle 19. yy’dan itibaren liberal bir dünyada teknolojik gelişmelerin gerçekleşmesi, teknolojinin demokratikleştirici, bireyselleştirici, refah artışını sağlayan bir etkisinin olduğu konusu araştırmalar için ezberlenmiş bir dogmaydı. Diğer ideolojilerin de sonunun gelmesinin teorik ve pratik ilanıyla (Francis Fukuyama –Tarihin Sonu-, Sovyetlerin Yıkılışı) birlikte bu şekilde bir zemin herkes tarafından kabul edilir oldu. İhmal edilen konular arasında günümüzde devletlerin, şirketlerin ve diğer aktörlerin teknolojiye karşı besledikleri yoğun endişe ve tutku bulunmaktadır. Çin yapay zeka alanına büyük yatırım yapmakta, Putin ‘‘Yapay Zeka alanında lider olan ülkenin dünyayı değiştireceğini’’ ifade etmekte, Çin’in Alman teknoloji firmalarına yaptığı doğrudan yatırımlara üst seviye getirilen eleştiriler ve 10 milyar dolar hacimli satış işleminin durdurulması, Emanuel Macron’un 2022’ye kadar yapay zeka alanına 1.5 milyar euro yatırım yapacağını ve Fransa’nın bu teknolojinin fırsatlarını kaçırmaması gerektiğini ifade etmesi, Danimarka’nın Silikon Vadisi’ne büyükelçi ataması ve siber güvenlik alanında devletlerin diplomatik faaliyetlere girişmesi gibi gelişmeler bize teknolojinin siyasi bir rekabet zemininin de olduğunu tekrar hatırlattı.

Teknolojinin demokrat olup olmadığı ise tamamen sosyal bir sorudur ve teknolojinin neye yatkın olduğunu sormamız aslında ne olduğumuzun yanı sıra nasıl davrandığımız, kurduğumuz bireysel ve kurumsal ilişkilerle ilgilidir. Bazı araştırmacılar sürecin içerisinde insanı nesnelleştirerek amacın kendisini teknoloji haline getirse ve günümüzün etiğinde teknoloji kendi etiğini üretme çabalarını gerçekleştirse (Ray Kurzweil’in ‘Singularity/Tekillik’ kavramı) de hümanist etiğin içerisinde teknolojinin değeri ağırlıklı olarak sorgulanmaktadır. Bir sonraki bölümümüzde dogmatik ve önyargılı bir şekilde tamamen liberal etik değerler paketine istiflenen yeni teknolojilerin hangi politik eğilim temayülünde olduğu üzerinde durulacaktır.

2.1.YENİ TEKNOLOJİLERİN POLİTİK EĞİLİMLERİ

Konu edinilecek teknolojiler, geleceği şekillendirecek teknoloji trendleriyle ilgili araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır. Bu tahmini tablonun oluşmasında seçilmiş teknoloji trendinin günümüzde nasıl algılandığı sorusu etkili olmuştur. Teknoloji Kant’ın ifadesini uyarlayacak olursak çoğu zaman olduğu gibi değil, olduğumuz gibidir. Bu felsefi arkaplana bağlı kalarak teknoloji trendlerinin siyasi, ekonomik ve sosyal alanda hangi trendleri doğuracağı tahmin edilecektir.  Bu eğilimler belirlenerek yeni teknolojilerin hangi düşünceleri, davranış kalıplarını, değer yargılarını tetikleyeceğine dair gelecek tahmini gerçekleştirilecektir. Makalede normatif, spekülatif ve teknolojik determinizm konusu olabilecek alanlardan uzaklaşılmaya çalışılmıştır. Yine de gelecek daima normatif ve spekülatif alanın içine doğmaktadır.

Teknoloji trendlerinde siyasi eğilim belirleme konusunda nisbi ağırlıklardan bahsedilmektedir. Örnekler politikayı etkileyen üç birim üzerinden ilerleyecektir; devlet, şirket, toplum. Teknolojik eğilimlerin gelişimi ve değişimi için oluşturulacak tabloda yararlanılan grafik, teknolojinin mevcut durumu ve geleceğini ifade eden Gartner’in 2018 yılı Gelişen Teknolojiler İçin Hype Cycle Grafiği’dir. Bu grafikte belli teknolojik trendler ortak gruba dâhil edilerek yorumlanacaktır.

Çıktıların nasıl üretildiğine dair iki örnek verilerek tablonun nasıl oluşturulduğuna dair Yapay Zeka ve Akıllı Teknolojiler alanında açıklama yapılacaktır. Öncelikle teknolojik trendlerin politik eğilimlerini analiz ederken ve sınıflandırırken bu teknolojik trendlerin güncelliğinden; şimdiki zaman da teknolojiye bakış açısından; faydasının hangi alanlara yönlendirildiği ve yönlendirilmesi düşünüldüğünden; çizilen perspektiften; devlet, şirket ve toplum birimlerinin yaklaşımlarından; fırsat veya risk olarak değerlendirilmesinden ve belli inanç, niyet, araştırma ve gözlemin oluşturduğu kişisel kanaatten faydalanılmıştır. Aşağıda örnekleri sunulmaktadır:

Yapay Zeka, dar ve genel her iki anlamıyla beraber Cambridge Analytica skandalı, sosyal medya, arama motorları ve daha birçok dijital platformun insanlar hakkındaki verileri toplayarak insanları tanıyabilmesi, kurumlar hakkında veri toplayarak kurumları tanıyabilmesi ve hava durumunu meteoroloji uzmanlarından daha yetkin tahmin edebilmesine kadar birçok yelpazede belli gruplara fayda sağlayan bir teknoloji trendidir. Özellikle özel sektörün işlerini kolaylaştıran yapay zeka denetleyici ve güvenlik sağlayıcı bir aygıt olarak devletlerin de dikkatini çekmektedir. Toplum bu konuda hizmet alan pozisyonunda durumunu iyileştirirken; tüketim, seçim ve değerlendirme davranışlarının yönlendirilmesini sağlayan bir teknoloji olması denetim toplumuna yol açabilme ihtimalini arttırmaktadır. Kapalı bir sistemin zaman çerçevesinde işleyen eski disiplinlerin yerini daha şimdiden almış olan “serbestçe-kayan” denetimin ultra-hızlı biçimlerini incelemeyi sürdürüyor (Deleuze, ?). Popülizm unsuru ise burada oligopol piyasanın farklılıkları da içinde eriterek özgünlüğünü güncellemesi ve kitleyi sürekli etrafında toplama gereksinimini veriyle ihtiyaçları anlayarak gerçekleştirmesi sonucu ortaya çıkmaktadır.

Akıllı fabrika, şehir, toz, çalışma alanı ve robotlardan kastedilen başta gelişen bilgi ve iletişim teknolojilerinin ve genel olarak tüm teknolojik imkânların olanaklar ölçüsünde ilgili birimlere uyarlanmasıyla ilgili dönüşüm süreçleridir. Teknolojinin kültürü ve hayatı etkileyeceği bu dönüşümlerde karar verici olarak rol oynayan kimselerin bu dönüşüm hususunda uzmanlar olacağı tahmin edilmektedir. Temel altyapı, ulaşım ve telekomünikasyon; fabrika, işyeri; robotlar ve mikro-iot diyebileceğimiz akıllı tozlarla ilgili gelişmeler de birçok şirket uzmanlığı ve kabiliyeti, devletlerin rolü, istihdam etkisi; fırsat ve risklerin mega boyutta olması bu alanda monopolcü piyasa ortamını ve bir yandan gelen yeni meslekler ve günümüz alt-orta sınıf işlerinin birçoğunun tehdit altında olması gibi toplumu etkileyecek birçok ikilem de risk toplumunu hazırlamaktadır.

SONUÇ

Geleceği canlandırmak önemlidir çünkü Klaus Schwab’ın kitabından Rainer Maria Rilke’nin ifadesini alıntılayacak olursam ‘gelecek içimize nüfuz ediyor… Daha gerçekleşmeden çok önce kendisini bizim içimizde dönüştürmek için.’ yeni teknolojilerin eğilimlerinde şu anın gelecek adına önemini yeterince ifade edebileceğimi düşünüyorum.

Bu makalede alandaki bütüncül yaklaşımlar ve teknolojik etkilerin erken aşamada genelleştirilerek değerlendirilmesine bir eleştiri getirilerek detaylı bir kategorilendirme sürecine girişilmiştir. Makale bu alandaki taksonomik eksikliği doldurmaya çalışmıştır. Makalenin en önemli motivasyonu bu teknolojik trendlerin oluşturabilecekleri değer, ideoloji, fayda ve zarar konusunu tartışmaya açmaktır. Çalışmadaki kavramsal sonuçlar kimilerine göre risk kimilerine göre fırsat olarak değerlendirilebilir. Süreç içerisinde farklı bilimsel açılımlar ve teknolojik atılımlarla farz edilenden çok değişik bir çehreyle karşılaşabiliriz. Bir kurgunun içerisinde yaşıyoruz. Artık kafamızın içindekiler çok çabuk hayatımıza girebiliyor. Dolayısıyla hayatımıza girmeden önce hayatımıza etkileri konusunda bu kısa zamanı düşünerek iyi değerlendirmemiz gerektiği kanaatindeyim.

Gelecek meta multi-disipliner bir uzay. Teknoloji, geleceği nesneleştirerek düşünce dünyamızda anlamlandırabileceğimiz ender alanlardan biri. Teknoloji özellikle multi-disipliner olarak değerlendirildiğinde ürünleri şimdi imal edilmiş olan girdiğiniz alelade bir antika dükkânı gibi sizin bugününüze dokunarak geleceği anlamlandırmanızı sağlıyor. Önemli olan sobanın etrafında papatya yaptığımız hatıralarımızı hatırladığımız gibi otonom araçlarla ne yapabileceğimizin siyasi, ekonomik ve sosyal kurgularını keşfedebilmek.

Geleceğin dünyasına dair birçok politika izdüşümü bulunmaktadır. Burada sorulması gereken asıl soru ne olacağımız değil, ne olduğumuz ve ne olmak istediğimizde yatmaktadır çünkü teknolojinin geliştiği zeminlerden en önemlisi bu sorulara verilen cevaplar olmuştur.

KAVRAMLAR:

Anarko Kapitalizm: Özel mülkiyet hakkına, iktidar müdahalesinin reddine ve temel toplumsal etkileşim mekanizması olarak rekabete dayalı serbest piyasanın savunusuna dayanan siyasal düşüncedir.

Agorizm: İnsanlar arasındaki tüm ilişkilerin karşılıklı rızaya dayalı alışverişlerden oluştuğu bir serbest pazar dünyasını amaçlayan bir politik felsefedir.

Ağ Toplumu: Ağ toplumu zaman ve mekân bağlamında sınırların kalktığı yerkürenin ağlarla birbirine bağlandığı ve bu değişimin özünde ağların olduğu düşüncesidir. Castells’e göre (2004) ağ toplumu BİT’ler aracılığıyla dünya çapında oluşturulan birtakım ağlar çerçevesinde dünyanın, sosyal ve ekonomik anlamda yeniden oluşumudur. Toplumun, bütün alanlarında, temel yapılarındaki süreçlerin organizasyonunda, hiyerarşilerden ağlara (network) bir kaymanın yaşanmasıyla birlikte değişmesi durumudur (Bozkurt, s. 519).

Biyopolitika: Beden üzerinden hayatların yönetimini irdeler. Bilgi-iktidar kavramlarının beden üzerinden işleyişini inceler.

Dağıtılmış Kapitalizm: Shoshana Zuboff, makalesinde kapitalizmin bir “Mutasyon” geçirdiğini belirterek “Dağıtılmış/Dağıtık kapitalizm” adını verdiği bu yeni dönemde üretim ve tüketimin giderek adem-i merkezi, dağıtılmış değerlere, dağıtılmış bilgiye, dağıtılmış sosyal ve yönetsel sistemlere bağımlı hale geldiğini ifade etmektedir (Görgülü).

Denetim Toplumu: Disiplin toplumunun ileri aşaması. Disiplinin soyutlaşması ve denetimin serbestçe kayan ultra biçimlerini ifade etmektedir.

Freelance: Bağımsız çalışan kişi.

Hiper Küreselleşme: Piyasalar artık devletlerden daha güçlüdür. Devletlerin otoritesindeki bu gerileme ise, diğer kurumlar ile birliklerin ve yerel/bölgesel otoritelerin artarak yaygınlaşması şeklinde görülebilir. Radikal/aşırı küreselleşmeciler, dünya toplumunun, geleneksel ulus devletlerin yerini almakta olduğunu (ya da alacağı) ve yeni toplumsal örgütlenme şekillerinin belirmeye başladığı düşüncesindedirler (Bozkurt). 

İşbirlikçi Makine ve İnsan: Çalışan insanların işini kolaylaştıran makinelerin yanı sıra biyolojik teknolojilerin de gelişmesiyle birlikte karar, inovasyon ve ekip bilinciyle makinelerle işbirliği yapan insanlar.

Kendine Yardım: Uluslararası İlişkiler’de Realist ekolün herkesin kendi çıkarını kovaladığı ve devletlerin ancak kendi çıkarlarıyla korunabileceğini ifade eden kavram. Bu kavram burada birey merkezinde kullanılmıştır.

Kobi: 250 kişiden az işçi çalıştıran ve mali bilançosu en fazla 40 milyon TL olan işletmeler

Küresel Yönetişim: Tüm düzenlemeleri küresel ölçekte belirlemek için kullanılmaktadır.

Monopolcü Rekabet Piyasaları: Alıcı sayısı gibi satıcı firmaların da irili ufaklı çok sayıda olduğu piyasa türüdür. 

Monopol Piyasa: Satıcının tek, alıcının ise çok sayıda bulunduğu piyasa türüdür.

Negatif Özgürlük: Kişinin kararlarını etkileyen başka otorite olmadan kendisi vermesidir.

Oligopol Piyasa: Alıcı sayısının çok olmasına karşın, satıcı firmaların sayısının sınırlı olduğu piyasadır. 

Otonom Teknoloji Kişilik Hukuku: İnsan kararlarından bağımsız, kendine yazılan algoritmalar ve kendi kendine öğrenme yoluyla karar veren ve gittikçe genişleyen-özerkleşen teknolojilerin öznelliği-nesnelliğini ve cezai işlem sorununu tartışacağı düşünülen hukuk dalı

Paylaşım Ekonomisi: Ürününüzü herhangi bir karşılığı bulunmaksızın veya ücretle başkalarının kullanımına sunmaktır.

Postmodern Etik: Postmodern etik politik pratikte ahlaki meselelere zora dayalı normatif düzenlemeyle yanıt vermenin; teoride ise felsefi olarak mutlak, evrensel ve temel olanın aranmasının) reddedilmesinde yatıyor (Bauman, 1998: 11-12).

Risk Toplumu: Bilimin “düșünümselliği”(reflexivity) özelliğinden bahsetmekte ve bilimin sorunlara çözüm bulmaya çalıșırken yeni sorun/risk alanları yarattığını ifade etmektedirler. Teknoloji, modern yașamın karmașıklığını azaltma konusunda kolaylıklar sağlarken, özgürlükler yaratırken, aynı zamanda bağımlılıklar, denetim ve kontrol mekanizmaları (panoptikon gibi), yeni ihtiyaç alanları ve baskı araçları da sağlamaktadır (Kasapoğlu ve Odabaş, s. 32).

Sanal Devlet:

Siber Uzay: Siber uzay, insanların ve devletlerin siber alan içinde ya da diğer alanlarda -iktidar unsurları içinde olsun ya da olmasın- harekete geçmek ve etki yaratmak için gerekli teknolojileri kullandıkları operasyonel bir mekandır. Bu tanım siberi toprak, deniz, hava ve uzay olmak üzere dört fiziksel alana entegre etmektedir ve bu tanımın açık hedeflerinden biri; siber uzayı fiziksel alanların sınırları içinde ve ulusal güvenlik toplumunun içinde yer aldığı iktidar unsurlarına sıkı sıkıya yerleştirmektir. Tanım ayrıca, birbiriyle bağlantılı ağların, bilgi-iletişim teknolojilerini kullanarak, siber uzayın ulusal güvenliğe etkisi ve önemi üzerine tartışmaları ön plana çıkarmaktadır (Korhan, s.5).

Simülark&Simülasyon: Jean Baudrillard’ın Matrix’e ilham kaynağı olmuş kitabı. Simülark bir gerçeklik olarak algılanmak isteyen görünüm. Simülasyon bir araç, bir makine, bir sistem, bir olguya özgü işleyiş biçiminin incelenme, gösterilme ya da açıklanma amacıyla bir maket ya da bir bilgisayar programı aracılığıyla yapay bir şekilde yeniden üretilmesi. Bu iki kavram Baudrillard’da gerçekliğin kaybolduğunu, anlamın yitirildiğini ve varlığın şeyleştiğini ifade etmektedir (Baudrillard, s. 7).

Şebekeleşmiş Otoriteryanizm: Otoriteryenizm, otorite ve bu otoritenin idaresine yönelik itaat ile nitelenen bir sosyal organizasyon biçimidir. Bireysel özgürlük karşıtıdır ve mutlak itaate dayanır. Şebekeleşmiş Otoriteryanizm’de ise ülkeler muhalif sesleri bastırmamakta, onlarla rekabet etmekte ve yine internet üzerinden kontrollü bir kamusallık yaratarak, muhalefetin genişlemesini engellemektedir (Oğuz,  s. 104).

Tabula Rasa: İnsan bütün bilgilerini deneyimleriyle elde eder çünkü insan doğuştan hiçbir bilgi ve doğru taşımaz.

Tam Rekabet Piyasası: Çok sayıda alıcı, çok sayıda satıcı bulunan, piyasaya serbestçe giriş-çıkış olanağı olan, homojen bir mal söz konusu ve her şeyin açıkça cereyan ettiği bir piyasadır (Üstünel, s. 215).

Tekbencilik (Solipsizm): Sadece ben’in varlığını tanıyan idealizmin radikal türü.

Teknokrasi: Teknokrasi, bütün karar verme süreçlerinin teknik uzmanların ellerinde olduğu bir yönetim şeklidir.

Yabancılaşma: Bireyin uyum, denetim ve etkisinin azalması. Pasif, edilgen hale geçiş. Soyutlanma.

Yapay Zeka: Yapay zeka, bilgisayarın veya bilgisayar kontrolündeki bir robotun çeşitli faaliyetleri zeki canlılara benzer şekilde yerine getirme kabiliyetidir. 

KAYNAKÇA

Alemdar, İrfan; Alemdar, Korkmaz (2010) Öteki Kuram, İstanbul: Erk Yayınları.

‘‘Anarko Kapitalizm’‘ 14.5.2019. https://tr.wikipedia.org/wiki/Anarko-kapitalizm

Baudrillard, Jean. (2011), Simülakrlar ve Simülasyon, çev. Oğuz Adanır, Ankara, Doğubatı Yayınları.

Bauman, Z., (1998), Postmodern Etik, İstanbul, Ayrıntı Yayınları.

Bozkurt, Aras. Ağ Toplumu ve Bilgi. (2014). Türk Kütüphaneciliği Dergisi. 14.5.2019.

Bozkurt, Veysel. ‘‘Küreselleşme: Kavram-Gelişim ve Yaklaşımlar’’ Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları Dergisi. 14.5.2019. Web 2000. Makale.

Deleuze, Gilles. Denetim Toplumları. 1992. Çev. Ulus Baker. Sociétés de controle L?Autre Journal. 13.5.2019. http://www.korotonomedya.net/kor/index.php?id=6,24,0,0,1,0

Görgülü, Güventürk. ‘‘Pazarlama 3.0’’ Dünya Gazetesi. 14.5.2019. Web 30.3.2018. Makale.

Kasapoğlu, Aytül; Odabaş, Yonca. Sosyolojik Açıdan Teknoloji Odağında Güncel Sorunların Yorumlanması. (Haziran 2009). Elektrik Mühendisleri Odası Dergisi. 13.5.2019. http://www.emo.org.tr/ekler/1bf18ec1d614078_ek.pdf?dergi=554

Korhan, Sevda. (2018). Siber Uzayda Uluslararası İlişkilerin Değişen Parametreleri. (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Konya.

Mcafee, Andrew; Brynjolfsson, Erik (2014) The Second Machine Age, Çev.: Levent Göktem, İstanbul: Türk Hava Yolları Yayınları.

Miles, Jeffrey A. (2012) Yönetim ve Organizasyon Kuramları, Çev.: Mustafa Polat; Korhan Arun, Ankara: Nobel Yayınları.

Oğuz, Mustafa Cem. (2018) ‘‘“Şebekeleşmiş Otoriteryanizm” ya da Otoriter Rejimlerin Siber Alanla İlişkisi: Rusya ve Çin Üzerine Bir Literatür İncelemesi’’ Türkiye İletişim Araştırmaları Dergisi 31 (2018): 103-120. https://dergipark.org.tr/download/article-file/609660

Roberts, J.M. (2003) 20. Yüzyıl Tarihi, Çev. Sinem Gül, İstanbul: Dost Kitabevi.

Runciman, David (2016) Politika, Çev.: Anıl Ceren Altunkanat, İstanbul: Domingo Yayınları.

Schmidt, Eric; Cohen, Jared (2015) Yeni Dijital Çağ, Çev.: Ümit Şensoy, İstanbul: Optimist Yayınları.

Schönberger, Victor Mayer; Cukier, Kenneth (2013) Büyük Veri, Çev.: Banu Erol, İstanbul: Paloma Yayınları.

Schwab, Klaus (2016) Dördüncü Sanayi Devrimi, Çev.: Zülfü Dicleli, İstanbul: Optimist Yayınları.

Üstünel, Besim. (1998). Ekonominin Temelleri, 5. Basım, İstanbul: Kişisel Yayın.

%d blogcu bunu beğendi: