Toplum

Dijital Dönüşümde Çocuk Eğitimi Neden Önemlidir?

dijital dönüşümde çocuk eğitimi

Dijital dönüşüm şu an burada. Günlük hayatımızın her bir parçasına tesir etmesini öngördüğümüz bir dönüşümün içine girmekteyiz. Peki, bizleri neler bekliyor? Bu dönüşüme nasıl hazırlanabiliriz? Ve daha da önemlisi, bugün bizlerin omuzlarındaki en büyük sorumluluk, bizden sonraki nesillere bu Dünyayı hakkıyla teslim edebilmek… İşte tam da bu yüzden çocuk eğitimi, bu dönüşüm furyasındaki en önemli başlıklardan biri olarak değerlendirilebilir…

Her yeni gelen teknolojiyi, yeniliği bir tren olarak düşünebiliriz. Teknolojiyi geliştiren ülkeler o treni harekete geçirir ve diğerleri de o trene dahil olmaya çalışırlar. Gelişmiş ülkeler bu trenlerde rahatlıkla yer bulabilirken, az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeler ise çoğunlukla halihazırda iş hayatına dahil olmuş nitelikli buldukları kadrolarına yönelik eğitimleri ile o çoktan ivmelenmiş treni yakalamaya çalışırlar. Halbuki dile getirdiğimiz, hayatımızı tümüyle etkileyecek olan dijital dönüşüm kavramında ülkelerin yalnızca bu kitleye yatırım yapmaları yeterli olamayacaktır. Yapılması gereken geleceğin mimarlarını bu trene hazırlayarak ya kendi trenlerini inşa etmeleri ya da bir sonraki istasyonu önceden görüp yerlerini ayırtmalarıdır.

Geleceğin Geleceği

Hepimiz bugünden geleceğe dair haberler, analizler, yorumlar okuyor; tahminler yapabiliyoruz. Peki, gelecekteki bugün üzerine bunca mesai harcanırken, geleceğin geleceği için neler söylenilebilir?

Var olanın üstüne eklenerek ilerleyen teknolojik gelişim ve bizleri hızla içine alan dijital dönüşüm furyasındaki insanın en elzem görevi “yaşam boyu öğrenme” olmalıdır. Minik yaşlarda başlayan fakat bitmeyen bir eğitim… Bu da gelecekteki insanın rolünün ve hatta tüm eşyanın varlığının doğrudan çocuk eğitimi’ne bağlı olduğunu gözler önüne sermektedir.

Bugün bile insanoğlunun yapmakta olduğu birçok işlem makineler ve sistemler aracılığıyla yapılmakta, hatta karmaşık problemleri çözme, veri analizi yapma ve matematiksel hesaplamalar gibi pek çok işlem insanların ulaşamayacağı bir hızla gerçekleştirilmektedir. Buradan hareketle, gelecekteki organizasyonların çalışma prensibinin, makine-insan ilişikli olarak tasarlanıp insanın görevinin ve onu hayatta tutan yetkinliğinin de “yaratıcılık” olacağını söyleyebiliriz. Bu sebeple, bilhassa öğrenmenin ilk çağlarında verilen eğitim ile sahip olunan yaratıcılığın muhafaza edilip geliştirilmesi insanın dijital dönüşümde üretkenliğini sürdürebilmesini ve geleceğin geleceğinde söz sahibi olmasını sağlayacaktır.

Kısacası, çocuklara yönelik uygun eğitimlerle tomurcuklanan yetkinlikler ve farkındalıklar gelecekte bireylerden çok insanlığın varoluş mücadelesiyle meyvelerini sunacaktır.

%d blogcu bunu beğendi: