Toplum

Eğitimde kitle kaynak kullanımı

 

Bakanımız sağolsun, eğitimde reformu öğretmenlerle yapmak gerektiğini vurguladı. Güzel bir adımdı. Büyülendik, ben de doğruyu bulduk sandım bir süre. Ama durun… Bu da başka bir yanlış.

Yapmamız gereken kitle kaynak kullanımı. Peki ya kitle kaynak kullanımı nedir? Bir sorun ya da işle ilgili örgün kadrolarınızı kullanmak yerine yaygın daha geniş kitleye dönmek ve onları harekete geçirmektir.

Mesela yemeksepeti lokantaları denetlemek için insanlar çalıştırmaz. Çünkü onların hizmet ve lezzet kalitesini müşterilerin kendiliğinden puanlayacağı bir sistem kurmuştur, kitleye yaptırır işi.

Mesela YouTube içerik üreticileri çalıştırmaz. Onun yerine tüm kitlenin içerik üretmesi için ortam oluşturur, bazılarını sonradan bir miktar ödüllendirir sadece. Hiçbir maaşlı kadronun üretemeyeceği kadar içerik üretir böylece.

Mesela bankalar dijital bankacılık uygulamaları yani cebinizdeki uygulamalarla, sizleri çalıştırır. Şube elemanları yerine maliyetsiz olarak kendi işinizi yine size yaptırır. Bu yaklaşım sebebiyle banka şubeleri kısa sürede Halkla İlişkiler ofislerine dönüşecek.

Kritik soru şu? Eğitim işinde kitle kim? Öğretmenler tabii diyorsanız yandınız. Öğretmenler maaşlı kadrosu eğitim işinin. Sayıları milyon olunca kitle gibi düşünüyoruz. Oysa asıl kitle on milyonlar… Asıl kitle öğrenciler.

Reformu kitle kaynak kullanımı üzerine odaklamalıyız. Yoksa yandık. Öğretmenlere daha da yaslanan bir sistem, öğrencileri değil öğretmenleri güçlendirir. BU ÇOK BÜYÜK BİR YANLIŞ! Gelecek öyle değişik ve öyle hızlı geliyor ki, ona ancak kendisi hazırlanabilir birey!

#DijitalGelecekteİnsanKalmak zor iş. Bunu başarabilmek için, bireyin kendi ayaklarının üzerinde durabilmeyi öğrenmesi gerekir. Daha iyi öğretmenler, bireylerin yani öğrencilerin kendi özgür iradeleriyle radikal çalışmalar yapmasını engeller. Bize rehberler lazım.

#24ÖğrenmeTuzağı kitabımda bazı tuzaklar bu kavram etrafında dönüyordu. Öğrenci ne demek? Öğrenici ne demek? Mesleği öğrenmek olan demek. Talebe ne demek; talep eden demek. Öğretilen demiyoruz. Arz edilen demiyoruz. Öğrenci, talebe diyoruz.

 

ÖĞRENCİLERİN ÖĞRENİCİ OLDUĞUNU HATIRLAMALIYIZ.

ÖĞRENMEK ONLARIN İŞİ!

BIRAKALIM ÖĞRENSİNLER!

BIRAKALIM ÖĞRENSİNLER!

BIRAKALIM ÖĞRENSİNLER!

İŞLERİNE BUNCA KARIŞMAK NİYE? GELECEKTE NEYE İHTİYACI OLACAĞINI KİM DAHA İYİ BİLİYOR?

Biz öğretmenler olarak, idareciler olarak, yarının dünyasını çocuklarımız kadar iyi algılayamıyoruz. ONLARIN HAYATLARINDA, ÖĞRENME MACERALARINDA BOŞLUKLAR OLUŞTURMALIYIZ. BU BOŞLUKLARI KENDİLERİ, ÖĞRENİCİLER OLARAK KENDİLERİ DOLDURMALI!

Eğitim sorunumuz bizim sorunumuz değil. Geleceğimizin sorunu, çocuklarımızın sorunu. Bırakalım daha iyi çözmeyi zaten bilmediğimiz bu sorunla ilgili rol yapmayı; onlara az da olsa alan açalım. Kendilerinin çözmelerine izin verelim.

Öğretmenleri durdurun! Sorunu onlar çözemez. Bakanı, bürokratları durdurun, sorunu onlar çözemez. Velileri aileleri durdurun! Kitleye yönelin. Öğrenmeyle ilgili ana kitle öğrencilerdir. Onları aktive edelim. Onlarda bilinç oluşturmayı boşverin! Onlarda bilinç var! Bizde yok! Onlar ilkokulda sıralara oturmaya direniyorlar. Çünkü yanlış! Öğrenmeyi oyundan ayırdığımız o ilk sene zaten tüm insan zihninin, becerisinin, hayal gücünün içine ediyoruz! Bizim eğitim sistemimiz ve tüm dünyanın eğitim sistemi bu işte!

Daha ilk seneden öğrenmeyi zevkten, öğrenmeyi oyundan, öğrenmeyi keyiften ayırıyoruz. İyi halt ediyoruz. Bu mu işini bilmek? Bu mu çocuktan daha iyi biliyor olmak? Çocuk bizden daha iyi biliyor işte. Oynayarak yapmak istiyor, oynayarak keyif alarak yapmaya devam etmek istiyor.

Bin türlü örnek sayabilirim. En iyi öğretmen kimdir? Çocuğa öğrenmeyi öğreten mi? YUH! UTANALIM HEP BERABER! Öğrenmeyi kime öğretiyoruz? Hayatının ilk iki üç yılında konuşmayı ve bir dili çok az destekle kendiliğinden çözen bir beyne mi?

İnsanların çok derin engelli bazı bireyleri hariç tamamı ÖĞRENMEYİ ZATEN MÜKEMMEL BİLİYOR! BİZ UNUTTURDUK ÖĞRENMEYİ! OKULLARDA UNUTTURDUK! ÖĞRENMEYİ YENİDEN Mİ ÖĞRETECEĞİZ? BİLİYOR MUYUZ Kİ ÖĞRETECEĞİZ?

Gölge etme başka ihsan istemem demiş ya hani! Ya öğrencilerin adını değiştirin, öğretilen deyin onlara… Ya onlara talebe demekten vazgeçin, arzedilen deyin onlara… YA DA GÜCÜ ÖĞRENİCİLERE VERİN. HAYATLARINDA YER AÇIN.

BİRAZ İNSAF EDELİM ÖĞRENİCİLERE, TALEBELERE, ÖĞRENCİLERE!

ZEVKLE

KEYİFLE

EĞLENCEYLE

MERAKLA ÖĞRENSİNLER.

GELECEĞİ ONLAR KURACAK BİZ DEĞİL.

GELECEĞİ ONLAR YAŞAYACAK BİZ DEĞİL.

ONA HAZIRLANMAYI ONLAR BİZDEN İYİ BİLİYORLAR.

ÇOCUKLARIMIZIN HAYATLARINDA YER AÇALIM.

GÜVENELİM ÇOCUKLARIMIZA!

ONMİLYONLARIMIZA GÜCÜ VERELİM!

KİTLESEL PROBLEMİ KİTLE KAYNAK ÇÖZER!

EĞİTİMİN KİTLE KAYNAĞI ÖĞRETMENLER DEĞİLDİR, EĞİTİMİN KİTLE KAYNAĞI ÖĞRENCİLERDİR.

Bu yazıyı yayın! Bu akışı yayın! En güzel istekler ve iradelerle, eğitim sistemimizi bir kez daha travmaya uğratacağız yoksa. Her çocuğa saygı duyun. Her çocuğun kendi kendine öğrenebildiğini bilin.

HANGİ İSTEYEN ÇOCUK VARDI Kİ BİR ÖĞRETMEN ONA ENGEL OLABİLDİ?

HANGİ İSTEMEYEN ÇOCUK VARDI Kİ BİR ÖĞRETMEN ONA ÖĞRETEBİLDİ?

Öğrenmek öğrencilerin işidir. Bırakalım yapsınlar. Düşelim yakalarından, saygı duyalım onlara. İmkan verelim, yol açalım, engel olmayalım.

Bu yaklaşımı bu netlikte ne duydum ne gördüm. Sadece cılız kıpırtıları var bir yerlerde. Bunu yapmalıyız. Bunu yaymalıyız. Ülkenin geleceği, çocuğunun geleceği için kaygın varsa, bu yazdıklarımı yay. Bu yazdıklarımı düşün. Bu yazdıklarımı yaşa!

Benim üzerime de senin üzerine de şarttır.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: