Toplum

Dijitalleşmenin Oyunlaştırmaya Etkisi

OYUNUN İNSANLIK TARİHİNDEKİ ÖNEMİ

Oyun. İnsanlık kadar eski nadide olgulardan birisi. Hatta iddia ediyorum ki, insan temel iletişim becerilerini geliştirdikten sonra sosyal hayatına dair sonraki ilk keşfi oyun olmuştur. Ki oyun, insanoğlunun iletişim becerilerini geliştirebilmesinde katalizör görevi de görebilecek bir dinamiğe sahiptir. Sosyal insanın gelişiminde oyunun etkisi yadsınamaz bir gerçektir.

Oyun, insanın sosyal hayatının gelişiminde oynadığı büyük rolün bir benzerini dolaylı olarak ekonomi ve ticaretin gelişmesinde de oynamıştır. İlkokul çağlarında hepimizin öğrendiği ve belki de ömrümüzün sonuna kadar en zor unutacağımız bilgilerden birisini hatırlatmak istiyorum şimdi sizlere. “Parayı kim bulmuştur?” sorusunun cevabı. Hep bir ağızdan “Lidyalılar!” diyebiliriz evet. Ama çoğumuz bu soruyu burada bırakıyoruz. Hâlbuki çok net sorulması gereken bir takipçi sorusu olmalı bu cevabın. İyi de nasıl buldular bu Lidyalılar parayı? Öyle durup dururken birdenbire ilham mı geldi? Veya “Değiş tokuş işleri zor, gelin buna ortak bir takas aracı oluşturalım.” diyen bir girişimci mi çıktı aralarından? Tarihin gösterdiklerine göre bugün dünyada dünyalık ne varsa ona karşılık olarak bir şekilde değer ölçütü olarak kullandığımız paranın icadı basit bir oyunun uzantısı. Lidyalılar pul benzeri yaptıkları taş, kemik ve metal bazlı oyuncaklarla (bizim çocukluğumuzdaki tasolara benzer bir şey) oyun oynuyor, birbirlerinin pullarını kazanıyorlardı. Zaman içinde bazılarında o kadar fazla pul birikti ki gıda ihtiyaçlarını karşılamak için elinde gıda fazlası olan insanlara giderek “Sana bu pulları vereyim sen de bana meyve ver.” dedi ve para icat oldu. Sonrası zaten bildiğimiz hikâye.

OYUN, OYNAMAK VE OYUNLAŞTIRMA

Kökenleri aynı olan bu üç kelime, ortak noktalar içerdiği gibi birbirinden farklı kavramlardır. Sıklıkla birbiriyle karıştırıldıkları için aralarındaki farkı göstererek oyunlaştırmanın temel prensiplerini ortaya koymaya çalışacağım. Biz Türkçe’ de her ne kadar aynı kökenden kelimelerle kullansak da birbirinden farklı kavramlar olduğunu gösterebilmek adına kelimelerin İngilizce karşılıklarını da düşünmenizi isteyeceğim. Oyun (Game) TDK tarafından “Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence” olarak tanımlanmaktadır. Oynamak (Play) ise yine TDK tarafından “Vakit geçirme, oyalanma, eğlenme vb. amaçlarla bir şeyle uğraşmak” şeklinde tanımlanmaktadır. Oyunlaştırma (Gamification) ise kelimenin isim babaları olan Gabe Zichermann ve Christopher Cunningham tarafından “oyundaki düşünce biçiminin ve oyun kurallarının, kullanıcıların ilgisini çekmek ve problem çözmek amacıyla kullanılması” olarak tanımlanmaktadır. Bu üç tanımdan yola çıkarak oyunlaştırmanın “oyun” temelli bir kavram olduğunu yani belirli prensiplere bağlı ve hedefe yönlendirici özellikleri olduğunu anlamaktayız.

OYUNLAŞTIRMANIN DİJİTALLEŞMESİ

Oyunlaştırma, her ne kadar dijital dönüşüm dalgasıyla bir ivme kazanıp günümüzde yeni yeni yaygınlaşan bir kavram olsa da geçmişte de örneklerine rastladığımız bir şeydir. Temelinde insanın davranışlarını harekete geçirmeye veya yönlendirmeye yönelik bir güdü mekanizması olan oyunlaştırma, geçmişte olduğu gibi günümüzde de analog bir biçimde yaygın olarak kullanılmaktadır. Kupon biriktirmek, mavi kapak toplamak, ayın elemanı seçilmek gibi çeşitli oyunlaştırma örnekleri günlük hayatımızda karşımıza çıkmaktadır.

Dijital dönüşüm, iki açıdan oyunlaştırmayı etkilemektedir. Bunlardan ilki dönüşüm kelimesinin anlamı gereği zaten hayatımızda var olan şeyleri dönüştürmesi şeklindedir. Örneğin bir kahve zincirinin sadakat uygulamasını ele alalım. Bu kahve zinciri, müşterilerine bir kart veriyor ve aldıkları her kahve için karta bir işaret koyuyor. Karttaki tüm boşluklar dolduğunda ise müşteri bedava bir kahve hakkı kazanıyor. Kahve zinciri bu sadakat uygulamasını dijitalleştirerek bir mobil uygulama geliştiriyor. Karta koyulan işaretler, mobil uygulamada oluşan QR kodun kasada barkod okuyucu ile okutulmasıyla telefona koyulur hale geliyor. Böylece kâğıt israfının önüne geçilmesi, müşterinin kartı saklamak zorunda kalmaması, yaşanan deneyimin iyileştirilmesi gibi bu oyunlaşmanın dijitalleşmesi birçok açıdan fayda sağlamaktadır. Dijital dönüşümün oyunlaştırmayı etkilediği ikinci bir tarafı ise uygulanabilirliğini arttırmasıdır. Dijitalizasyon günümüzde her bir hareketin kaydını tutmayı ve takip edilebilirliğini oldukça kolaylaştırmıştır. Sadece bir mobil uygulama yardımıyla nabzınızı, adım sayınızı, banka hesabınızdaki hareketleri, gittiğiniz restorandaki ziyaret sürenizi gibi birçok veriyi kaydedebiliyor ve istediğimiz her an takip edebiliyoruz. Bu da oyunlaştırmanın davranış yönlendirici ruhuna oldukça hazır bir ortam hazırlamaktadır. Örneğin bir banka, müşterisinin bankacılık faaliyetleri için kendisini kullanmasını istemektedir. Bu nedenle bir işlem seti belirleyip müşterisine “Bunlardan eğer şu kadarını tamamlarsan sana birtakım kampanyalardan faydalanma imkânı vereceğim.” Diyerek müşterisine bir başarı hedefi koyuyor ve bir ödül mekanizmasına bağlıyor. Bunu da mobil şube uygulamasında müşterisine sunarak takip edilebilirliğini kolaylaştırıyor.

OYUNLAŞTIRMAYI İÇSELLEŞTİRMEK GEREK

Oyunlaştırma, günümüz insanının en büyük problemlerinden birisi olan odaklanamamaya karşı en etkili araçlardan birisidir. Dijitalleşme ve mobilizasyonun baş döndürücü ivmesi insanı cep telefonuna günbegün daha bağımlı hale getirirken odaklanamama sorunu da büyümektedir. Tuhaf bir ironidir ki bu dijitalleşme aynı zamanda odaklanmayı kolaylaştıran oyunlaştırma için oldukça elverişli bir yaşam alanı. Anlayacağınız telefondan kurtulup gerçek hayata dair bir şeyler yapma motivasyonumuzu da yine telefondaki uygulamalar sağlıyor. Her ne konuda olursa olsun odaklanmamız gereken konularda dijital oyunlaştırmayı sadece tetikleyici bir unsur olarak göremezsek kısır bir döngü içinde oyunlaştırma bağımlısına dönüşmemiz işten bile değil.

%d blogcu bunu beğendi: