Toplum

İşten Kurtulan İnsan Ne Yapacak?

2020’lere yaklaştığımız bu dönemde dijital dönüşümün farklı farklı alanlarda oluşturacağı verimlilik ve etkinlik, dönüşümün ulaşabileceği potansiyel noktalar ve getireceği sonuçlar üzerine meraklı ve bir o kadar da heyecanlı tartışmalar içerisindeyiz. Blok zincirleri, yapay zekâlar, sanal ve arttırılmış gerçeklikler, üstün iletişim botları, tekillik, kuantum bilgisayarlar, nesnelerin interneti derken bu dijital dönüşüm dalgasında hayatın etkilenmeyeceği neredeyse hiçbir alan kalmayacak. Hayatın bizzat kendisi olan insan ise belki de bu dalgadan en çok etkilenecek olanıyken en az gündeme geleni. Ne de olsa olduk olası konu ne olursa olsun magazinsel tarafı, gerçekçi tarafından daha fazla dikkatimizi verdiğimiz taraf olmuştur. Heyecanlı bir şekilde bekleyişi içinde olduğumuz dijital dönüşüm konusunun etkileri hayatımıza katbekat sirayet etmeye başladığında ise insan ve insanlık, kendisini bu mavi gezegende yeniden konumlandırmak zorunda kalabilir.

Korkunun Ecele Faydası Yok

Dijital dönüşümün işgücünde insanın yerini alacağı senaryoları, dijital dönüşümün insana dair magazinsel boyuta taşınmasını sağladığından bir süredir gündemimizi meşgul etmektedir. Mesleklerin yok olacağı, insanların kitleler halinde işsiz kalacağı ve bunların sonucunda oluşabilecek felaket senaryoları aslında sadece dijital dönüşümle gündeme gelmiş konular değildir. Geçmişte yaşanan bütün değişim ve dönüşümler aslında insanlarda bu kaygıları oluşturmuş ve sonuçlarını tecrübe ettirmiştir. Santralde gelen telefonları birbirine aktaran insanlar, gelişen iletişim teknolojisiyle sekreterlere, asistanlara, çağrı merkezi çalışanlarına dönüştü. Metali bizzat eliyle işleyen ustalar, takım tezgâhlarının gelişmesiyle o tezgâhlara operatör olmaya başladı. Nasıl ki vakti zamanında el yazmacılar işsiz kalmasın diye matbaa dönüşümüne geç kalmamızın bedelini ağır ödemişsek, bazı meslekler yok olacak diye dönüşümü kabul etmemek akıl kârı bir iş olmayacaktır. Dijital dönüşümün de tıpkı geçmiş dönüşümlerde olduğu gibi mesleklere benzer bir etkisi olacaktır. Öyle ki, günümüzde 10 yaşında olan çocukların meslek hayatlarına başladıklarında yapacakları işlerin henüz %65’inin ortaya çıkmamış olduğu öngörüleri yapılıyor. Dijital dönüşümün kendisinden önceki dönüşümlerden en önemli farkı ise daha önce mesleklerden mesleklere geçen insan, yapay zekâ olgusu nedeniyle ilk defa Dünya’da kendisine ihtiyaç kalmayacağı korkusunu yaşamaktadır.

İş için insana daha az ihtiyaç duyulmaya başlanması ise insanı sosyal hayatında da direkt olarak etkileyecek bir unsur olacaktır. Dijital dönüşümün oluşturacağı etkileri iki farklı bakış açısıyla anlatmaya çalışacağım. Birincisi dijital dönüşümün Y ve Z kuşakları üzerindeki etkileri, ikincisi ise zaten dijital dönüşümün içine doğacak nesiller üzerindeki etkileri olacaktır.

Mekân ve Zaman Kısıt Olmaktan Kalkıyor

Dijital dönüşümün çalışma hayatımıza ilk etkileri zaman ve mekan bağlılığını azaltmak ve ortadan kaldırmak olacaktır. Günümüzde de kısmen örnekleri görülen ve gittikçe popülerliği artan uzaktan çalışmalar, şirketlerin varsayılan mesai uygulamaları haline dönüşecektir. Öyle ki, yüzlerce insanı farklı farklı yerlerden toplayıp bir merkeze getirmek ve mesai sonrasında yeniden insanları evlerine dağıtmak bir lüks haline dönüşecek, işlerin evden yürütülmesi daha az maliyetli olmaya başlayacaktır. İşlerin zamanları ise 9-6 gibi günün belli bir zaman dilimleri olarak değil, işe başlangıç ve bitiş tarihleriyle ölçülmeye başlanacaktır. İşler istenilen süre içerisinde istenilen kalitede tamamlandığı sürece çalışan insanın nerede ve gününün ne kadar vaktini ayırdığının bir önemi kalmayacaktır. Bununla birlikte insanların bir işe veya bir şirkete bağlılığı da azalacaktır. Bizim babalarımız ömürleri boyunca ortalama 1 firmada çalışırken, bizim kuşakta bu sayı ortalama 7’ye yükselmiş durumdadır. Bizim çocuklarımız içinse aynı anda 7 farklı işte/firmada çalışabilecekleri tahminleri yapılmaktadır.

Mekân ve zaman bağımlılığından kurtulan insan,

zorunluluklarıyla tercihlerini değiştirebilir duruma gelecektir. Örneğin artık insanlar, bir iş bulmak için İstanbul’a gelmek zorunda kalmayacak veya işi İstanbul’da olduğu için İstanbul’da yaşamak zorunda kalmayacaktır. Böylece insanlar yaşayacakları şehirleri tercih etme noktasında kendilerini daha özgür hissedeceklerdir. Gün geçtikçe önü alınamaz bir şekilde nüfusu artan güzel İstanbul’umuzun da belki kurtuluşu dijital dönüşümden geçecektir kim bilir? İş gücü göçü ve beyin göçü fiziki olarak azalacak, şehirler arasında nüfus yoğunluğunun dağılımında insanlara sundukları iş fırsatlarından ziyade insanlara sunduğu sosyal hayatlar belirleyici olacaktır.

Bir türlü bir şeyler için zaman bulamayan insanlar için bahane kalmayacaktır. Artık o hep gitmek istediği ülkeye, şehre, konsere, tiyatroya gitmek için çok daha uygun zamanı olabilecek insanın. İşten kurtulan insan kendini kültüre, sanata, spora, sosyal yardımlaşmaya, içindeki kendini keşfetmeye atacaktır. İnsan kendine zaman ayırabildikçe insanlığının farkına varacak, hayata çok daha başka gözlerle bakmaya başlayacaktır. Dijital dönüşümün iş hayatlarında oluşturacağı tekdüzelikten sıyrılmanın yollarını ruhunu besleyeceği etkinliklerle başarabilecektir. Ailesiyle, arkadaşlarıyla, birlikte olmayı sevdiği insanlarla daha fazla vakit geçirebilecek olan insana dijital dönüşüm mutluluk yolunda da ufuk açıcı bir unsur olacaktır. Günümüz iş hayatının en büyük problemlerinden birisi olan çalışan ebeveynin çocuklarıyla geçirdiği zamanın yetersizliğidir. Gün içindeki kullanılabilir zamanının %60-70’ini çocuklarının kendilerine en çok muhtaç oldukları dönemde onlardan uzak geçiren insanın ebeveynliğini de o çocuğun gelişimini de kurtaracak olan belki de dijital dönüşüm olacaktır.

Her Şey Güzel Olacak Mı?

Şimdiye kadar dijital dönüşümün hep olumlu taraflarından bahsettim ister istemez. Dönüşümün eski ve yeni halini bilerek yaşayacak olan bizler için olumlu tarafları umut etmek doğamız gereğidir. Çünkü kaçınılmaz olan dönüşüm için gönüllü olmamızı da sağlayacak olan budur. Ancak dijital dönüşümün içinde doğacak nesiller için işten kurtulan insandan bahsettiğimizde durum bizdeki kadar tozpembe olmayabilir. Dönüşümün gittikçe hızlanacağı ve yerleşeceği bir Dünya’da doğacak ve yaşayacak insanlar için bizim kolaylık, avantaj olarak gördüğümüz bazı şeyleri görebilme imkânı olmayacaktır. Biz nasıl işten “kurtulmuş” olacaksak dijital dönüşümün içindeki nesil ise belki de “İşe nasıl döneriz?” sorusunun cevaplarını arayacaktır. Çünkü şimdi bize sadece iş olarak görünen durum, bu kuşak ve kuşaklar için toplumdaki sosyal etkileşimin en kolay, sağlam ve doğal geliştiği okul seviyelerine inebilecektir. Bu da insanlarda yalnızlaşmayı ve tekilleşmeyi hızlandırıcı bir etkiye sahip olacaktır. Şimdilerde biz nasıl okul arkadaşlarımızla görüşememe sebebimiz olarak işimizi görüyorsak dijital dönüşüm kuşağının okula gitme ihtiyacı bile kalmayabilir. İnsanlar sadece bağ kurmak, kendilerini bir yere ait hissetmek için çok daha farklı yapılar kuracaklardır. Belki de okulların, iş yerlerinin eksiklerini hiç aramayabilirler de. Olası sonuç şu ki, insan sosyal bir varlık olmaya dijital dönüşümde de devam edecektir ve bu konudaki açlığını platformun adı ne olursa olsun gidermek için uğraşacaktır.

Günümüz insanlarının maalesef çoğunluğunun gerek zaman gerek ekonomik kısıtlardan Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde 3. basamağından (ait olma ihtiyacı) yukarısı için bir şeyler yapamadığı düşünüldüğünde dijital dönüşümün, insanın kendini gerçekleştirmesi yolunda bir katalizör görevi üstleneceğini düşünmekteyim. Dönüşümün sunacağı bu fırsat ortamını değerlendirebilirsek insanlığımızın kalitesi de yükselecektir.

%d blogcu bunu beğendi: